4 Eylül 2015 Cuma

İkna Süreci

Zaman zaman alışveriş merkezlerinde veya sokaklarda böyle tüllü müllü Kıyafetler , tuvaletler , kostümler içinde özellikle kız çocuklarını görüyordum ve ikna edemeyecek ne var ki bu sıcakta çocuklar bunlarla geziyor diye büyük büyük konuşuyordum ve lafımı geri alıyorum . Bugün Yedim ben büyük lokmayı . 😉 Kayra Beren ile aramızda geçen dialoglardan hatırımda kalanlar ...
 Tam 45 dakika ikna sürecim sürdü ve ben pes ettim . Çünkü çok mantıklı cevaplar verdi ben ikna oldum
Kayra Beren hava bu kıyafeti giymek için çok sıcak .
Ama anne etek bu altdan hava geliyor .

KayraBeren bu tarz Kıyafetler parti , Doğum Günü için daha uygun .
Anne ben Çocuğum

Ben beğenmedim kızım
Ben çok sevdim baksana Pembe . Ben pembe severim

Terleyeceksin
Hani birşey koyuyorsun ya ondan koyarsın sırtıma .

😏
Kokoş kızımla meraklı ve gülümseyen bakışlar altında Prenses kostümümüzle alışverişdeyiz .

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Neden Bebek arabasinda MACLAREN TECHNO XT ??


Bebek arabası seçimi en önemli olaylardan biri diye düşünüyorum . Piyasada bir sürü çeşit ve marka varken bebek arabası seçmek çok zor oluyor. En önemlisi de bebeğinizin rahat etmesi. Biz rahatlığı , hafif olması ve 0 aydan itibaren tam yatıyor olması sebebiyle Maclaren Techno XT Bebek Arabasını seçtik. Titanyum malzemeden yapılması sebebiyle çok hafif  özel alışımlı dayanıklı çift kat aliminyum kasa A1 High Performance Aluminium böylelikle tek elimde kızım varken  tek elimle bebek arabasını arabanın bagajından rahatlıkla alıp bebek arabasını açabiliyorum. Biz kızımla 18 günlükten itibaren arabımızı kullanıyoruz içinde çok rahat uyuyor ve oldukça konforlu . Çok pratik açılıp kapanıyor. Oturma kısmının özel geriye yatık dizyanı sayesinde bebeğin pusetin içinde sürekli arkasına yaslanmasını sağlıyor ve bebeğin ağırlığını tüm arabaya eşit bir şekilde dağıtıyor, ağırlık merkezi yaratıp tek noktadan baskı yaratmıyor. Öte yandan travel ve tekno XT haricindeki  Maclarenler tam yatış ikmanı vermiyor, 140 derece yatabilme özelliğine sahip. Bu özelliği ile diğerlerini ancak 4 aylıktan   itibaren kullanabiliyorsunuz yinede oturamayan ve  omurgasını dik tutmayı beceremeyen bebeğin omurga gelişimi için olumlu olduğunu düşünmüyorum .Biz www.mertbebe.com.tr 'den aldık .

Hoşuma gitmeyen 2 unsuru var ama tolere edilebildikleri ve bebek açıdan artıları daha çok olduğu için bunlar yok sayılabilir. 1. Puset kapandığı zaman ön tekerleri, güneşliğine değiyor ve kirletiyor. Kolayca silinip temizlenebiliyor, kumaş kir tutmuyor bu arada  Kumaş sağlıklı ve çok fazla terletmiyor.

Bu ürünün benim açımdan en sevmediğim 2. yanı ise alışveriş sırasında aldıklarınızı pusete asmak ister ve aldıklarınız çok ağır ise bebeği pusetten indirirken çok dikkatli olmanız gerekiyor çünkü puset geriye düşüyor.
Ürün Adı : Maclaren Techno XT Bebek Arabası
Marka : Maclaren


Özellikleri :
Tente tam olarak açıldığında özel havalandırmalı tente
Ekstra büyük bebek izleme penceresi
Tamamen Siyah tasarlanmış özel model kasa plastil ve kumaş siyah
Yeni çift renkli tutma kolları özel parlak kapak
Güvenliğiniz ve arabanızın muhteşem görünüşünü arttırmak için reflektif jant kapakları.



Maclaren`e özel geriye yatık dizayn bebeğinizin puset içinde sürekli arkasına yaslanmasını sağlamakla beraber, bebeğin ağırlığını tüm arabaya eşit dağıtır buda size araba buzda kayıyormuş hissi yaratır.

Takılması ve sökülmesi tek çok hızlı ve kolay kemer sistemi ekstra güvenli ve rahat
Arka birleştirilmiş tek ayak hareketiyle devreye girip çıkan fren sistemi vardır; ön tekerlekler 360 derece dönebilir ve tek hareketle sabitlenebilir.


Katlanıp bir şemsiye haline dönüştüğünde pusetin yan tarafındaki kolla rahat taşıma imkanı.
Oturma ve sırt yeri sportif görünümlü 4 yatış pozisyonlu (170 derece), yanmaz ve su geçirmez malzemeden yapılmış olup kolayca çıkabilir ve yıkanabilir.

Ayak koyma yeri uzayıp kısalabiliyor yatma ve oturma pozisyonuna göre ayarlanabilir.
Çevresindeki Maclaren yazıları ve reflektif paneller geceleri bebeğinizin güvenliğini arttırmaktadır.

Bebeğinizi gövde ve bacaklarından sabitleyen 5 noktalı emniyet kemeriyle maksimum güvenlik sağlar.

Emniyet kemeri bebeğin boyuna göre ve kilosuna göre ayarlanabilir.

Puseti tutuğunuz kolları 3 kademe yükselip alçalabilir

Tente rahatlıkla sökülüp takılabilir ve tentenin üstünde UV filitreli pencere vardır.Bu pencere sayewsinde bebeğinizi rahatlıkla izleyebilirsiniz.

Tentenin arka kısmındaki fermuarı açtığımızda körük açılacak ve tente öne doğru kapanacaktır bu hem rüzgarı soğuğu hemde güneşin bebeğinizi rahatsız etmesini engelleyecektir.

Tüm tekerleklerde bebeğin konforu için bağımsız süspansiyon sistemi mevcuttur.

Kutudan çıkan kafa yastığı bebeğin ilk aylarında kafasını sabit tutabilmesini sağlamaktadır
Kutudan çıkan kemer koruyucular kemerin bebeğinizin canını acıtmasını engellemektedir
Sportif, hafif, konforlu..

Temizlenme Özellikleri
Kumaşı çok kolay sökülebilir, yıkanabilir ve kolayca yerine takılabilir.
Tentesi sökülüp silinebilir.

Maclaren Techno XT Bebek Arabası 6,8 kg'dır.
Garanti Süresi : 2 yıl

Markanın Ait Olduğu Ülke : İngiltere


Maclaren Tekno XT bir İngiliz markasıdır, ambalajından çıkarır çıkarmaz kullanmaya başlayabilirsiniz.


Ürünün 2 yıl garantisi var




 bu noktada bebeğin anakucağında taşınması gerektiğini düşünüyorum ve travel sistem öneriyorum) Yatırma şeklini çok pratik bulmuyorum, iki elle yatırmak gerekiyor fakat çok mühim bir olumsuzluk yaratmıyor (Maclaren triumph modelinde tek elle yatirilip, kaldırılabiliyor).
Pusetin olumsuz yanını söylemem gerekirse zaten itme kollarına poşet veya çanta asılınca geriye doğru düşme tehlikesi yaratırken tek eşya koyma yeri olan alt sepetinin, puset yatar pozisyondayken ulaşılamaz olmasını söyleyebilirim, birşey koymak ve almak için puseti kaldırmak gerekiyor. Oturma yerine, bebeği yatar vaziyette koyduğunuzda ayakları yere sarkmasın diye ayarlanma özelliği var, pek yeterli gelmiyor ama yine de işe yarıyor, bunu ve benzeri detayları düşünmüş olmaları anne ve bebeğe maksimum fayda ağlayacak herşeyi göz önünde bulundurmaya çalıştıkları hissi veriyor.

Emniyet kemeri omuz ve bacaklardan geçirilerek 5 noktadan bağlanıyor ve bebeğin kilosuna, boyuna göre ayarlanabiliyor.Emniyet kemerinin kilit sistemi oldukça güvenli, bebeğin asla kendi kendine açmasına olanak vermiyor, açarken mutlaka hem alttan hem üstten bastırmak gerekiyor. Emniyet kemerinin kesmesini engellemek için koruyucu ek bir aksesuar satınalınabilir, bununla beraber kafa yasıtığı da satınalmış oluyorsunuz.

Pusetin güneşliği güneşi tam olarak kesecek kadar yeterli bulunmuyor, tentenin arkasında UV filterli bir pencere var buradan bebeği görmenizi sağlıyor,bebeğe buradan bakmak pek pratik olmasa da varlığı iç rahatlatıcı (diğer modellerde tentenin üst kısmında bulunuyor bu pencere dolayısıyla daha pratik) ayrıca küçük bir bölme var anahtar, mendil gibi şeyler koyabileceğiniz. Tentesi sökülüp silinebiliyor, dediğim gibi kapandığı zaman tekerlekleri burayı kirletiriyor dolayısıyla bu özelliği güzel.



Sineklik, ayak örtüsü, güneşlik, şemsiyesi, özel oturak kumaşı, kafa yastığı ve omuz kemer koruyucsu gibi opsiyonel aksesuarlara sahip…

Mother & Baby Best Ligth Weigth Stroller 2006, Mother & Baby Best Ligth Weigth Stroller 2007 ve Prima Baby Best Buy Baby Gear Gold Award gibi birçok ödül almış ve CE-BS7409_EN18888 kalite belgesi bulunuyor.



12 Nisan 2012 Perşembe

Doğumdan sadece altı hafta sonra bebeğinizle birlikte jimnastik yapabilirsiniz







                 Doğumdan sadece altı hafta sonra bebeğinizle birlikte jimnastik yapabilirsiniz





Bu forma girme programı sadece anneler ve yenidoğan bebekleri için. Bu program sayesinde hem siz doğumdan önceki formunuza kavuşacaksınız, hem de bebeğiniz sizinle girdiği bu yakın ilişkiden ötürü mutlu olacak; algısı ve vücudu daha kolay gelişecek. Doğumunuzdan sonra jimnastik yapmak istiyorsanız, bunu yapmak için temizliği bitirmeyi, küçüğün mamasını hazırlayıp, onu yedirip, yatırmayı beklemenize gerek yok. Bunu beklerseniz, hiçbir zaman uygun zamanı gelmez. Gelse bile siz yorgunluktan kolunuzu kaldıramayacak halde olursunuz. Beklemek yerine, zamanı iyi şekilde değerlendirin ve sevgili bebeğinizle birlikte jimnastik yapmanın tadına varın. Bu egzersizler sadece anneler ve küçük bebekleri için geçerli. Dokuz aylık hamilelik süresinden sonra, yıpranan ve hareketsiz kalan bütün vücudunuz bu egzersizler sayesinde yeniden çalışmaya başlar. Siz karnınızı sıkılaştırırken ve sırtınızı güçlendirirken, bebeğiniz de hem görsel, hem de bedensel algılamasını geliştirecek. Kollarını ve bacaklarını hareket ettirirken aynı zamanda gözleriyle de sizi izleyecektir. Böylece onunla sadece ona özel, çok yakın bir ilişkiniz olacak. Sonuçta, hem yararlı, hem de harika zaman geçireceksiniz. Üstelik hem oyun ilişkileriniz derinleşecek, hem de bebeğiniz kolaylıkla, dengesini bulacak, kasları gelişecek. Bu programı birçok ay boyunca sürdürürseniz, bebeğinizin sportif yönünün gelişmesine de çok yardımcı olursunuz. Daha büyük bir çocuğunuz varsa, o da sizinle ve kardeşiyle birlikte bu hareketleri yapabilir. Ancak, egzersizler sırasında onunla konuşun, hareketleri dilediği gibi yapmasına izin verin ve ona dokunun. Böylece kardeşini kıskanmaz, aksine sizinle birlikte bu işi paylaştığı için kendini mutlu hisseder. Egzersizlere başladığınızda kendinizi zorlamayın ve yavaş yavaş ilerleyin. Unutmayın vücudunuzun tekrar harekete başlamaya alışması gerekiyor. Bu hem eklemleriniz, hem sırtınız, hem de basenleriniz için geçerlidir. Doğumu izleyen haftalarda, genç anneler kendilerini çok yorgun, neredeyse depresyona girecek kadar yorgun hissederler. Tekrar dinçleşmek için düzenli olarak bir fizik aktivitesi yapmak, vücudu hareket ettirmek en iyi yoldur. Birkaç günün sonunda, hem uyku düzeninizde, hem de iştahınızda bunun etkilerini göreceksiniz. Burada verdiğimiz bütün egzersizlerin en az sekiz kadar tekrarlamanız gerekir, ama eğer isterseniz daha fazlasını da yapabilirsiniz. İyi jimnastikler.







Hassas bölgeleri güçlendirmek için 11 etkili egzersiz



Bu 11 egzersizi doğumdan 6 hafta sonra, haftada en az üç kez olmak üzere istediğiniz sıklıkla yapabilirsiniz. Jimnastik yapacağınız mekanın geniş olmasına dikkat ederek, rahat giysilerinizi giyin ve daha iyi konsantre olmak için bebeğinizle birlikte zevkli dakikalar geçirmeye hazırlanın. Bebeğinizin altının temiz olmasına ve karnının aç olmamasına da özen göstermelisiniz.



1- Karnınızı sertleştirmek için Sırtüstü yere uzanın ve bacaklarınızı havada üstüste koyun. Bebeğinizi karnınız üzerine oturtun, sırtı oyluklarınız üzerine yerleşsin; aynı zamanda iki elinden tutun. Karnınızı içinize çekin ve aynı anda kasın. Sırtınızın aşağı kısmı yere değmeli. Bu pozisyonda, başınızı ve vücudunuzun üst kısmını kaldırın, bu sırada karnınız ve baseniniz kasılı olmalı. Başlangıçta, kendinizi zorlamayın. Ve kendinize dinlenmek için ara verin. Bu aralarda da, bebeğinizi kollarının altından tutarak, kendinize doğru çekin. Onu kendi kendine kalkmaya alıştırmalısınız. Siz karın kaslarınızı çalıştırırken, o da boyun kaslarını güçlendirecek ve başını daha iyi kontrol etmeyi öğrenecek.



2- Mideyi kaslandırmak Sırt üstü uzanın, böbreklerinize destek vermesi amacıyla, katlanmış bir havlunun üzerine yatabilirsiniz. Dizlerinizi kırın ve ayaklarınızı sağlam bir şekilde yere basın. Bebeğinizi sırtı oyluklarınıza dayanacak şekilde üzerinize yerleştirin. Bütün basen kaslarını gererek, karnınızı içeri çekin. Yavaşca büstünüzü kaldırın, bu arada da bebeğinizi bir eliniz ile tutun. Öteki elinizi de ters taraftaki dizinizin üzerine doğru uzatın. Bu hareketi en az sekiz kere, kendinizi iyi hissederseniz daha fazla kez tekrarlayın. Kendinize bir ara verdikten sonra, bu kez de öteki tarafınızla aynı hareketleri tekrarlayın. Bu bebeğinizin dengesini bulması için çok iyi bir egzersiz türüdür. Aynı zamanda, sizin karın bölgesi kaslarınızın güçlenmesine yardımcı olacağı gibi, midenizin de gerilmesine yardımcı olacaktır.



3- Mideyi germek Bebeğiniz sırt üstü uzanmış bir şekilde önünüze alarak, yüz üstü uzanın. Karnınızın alt kısmına havlu koymayı ihmal etmeyin, aksi takdirde, böbreklerinizi zorlayabilirsiniz. Aynı şekilde bebeğinizi de bir havlunun üzerine yatırın. Bu pozisyonda, avuçiçleriniz yere değecek şekilde, kollarınızı uzatarak bebeğinize yaklaşmaya çalışın. Karın kaslarınız kasılmış bir durumda 15 ile 60 saniye arasında bu şekilde kalın. Bebeğiniz sizi kendisine yakın hissetmekten çok memnun olacaktır. Her arada bebeğinizi sevip okşamalısınız.



4- Sırtı ve kalçaları sıkılaştırmak Her ikinizde aynı pozisyonda uzanın. Düzenli olarak her bacağınızı en az 8 kez kaldırın. Her hareket arasında gevşeyin. Siz bacak kaslarınızı çalıştırırken, bebeğiniz de eğlenecek.



5- Sırtınızı güçlendirin Aynı pozisyonda yatarken, kollarınızı sırtınızın arkasında birleştirin. Kürekkemiğinizi gerin ve başınızı 6 ile 8 kez kaldırın. Böylece sırtınızın üst bölge kaslarını çalıştırmış oluyorsunuz. Her hareket arasında gevşemeyi unutmayın.



6- Göğüs ve kollarınızı sıkılaştırın Oturun ve bebeğinizi önünüze alın. Koltuk altlarından öne ve arkaya kaldırın, sonra yukarı kaldırın ve indirin; bunu sekiz kez yapmalısınız. Ancak her harekettten sonra bir ara vermeyi ihmal etmeyin. Bebeğinizin boyununu güçlendirirken aynı zamanda kollarınızı ve göğüsünüzü de kuvvetlendirecek ve sıkılaştıracaksınız.



7- Kol ve göğüsü gerin Oturur pozisyonda, kollarınızı arkada birleştirin ve kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın. Bu gerginlikte 15 ile 60 saniye arasında tutun, gevşeyin ve sonra tekrar başlayın.



8- Oylukları sıkılaştırın Ayakta, oyluklar açılmış, bebeğinizi kollarından tutun. Baseninizi gerin, sonra hafifçe dizlerinizi kırın, büstünüzü öne eğin. Sırtınızı düz ve gergin tutun. Ayaklarınızı düz tutarak ve oyluklarınızın üzerine gerinerek, topuklarınız üzerine inin. Sonra kalkın. Egzersizi 8 kez tekrarlayın, bu arada her seferinde bir durak vermeyi unutmayın.



9- Oylukları gerin Ayakta, bebeğiniz göğüsünüze yaslanmış şekilde, bir bacağınızı öne çekerek durun. Bu pozisyonda 15 ile 60 sanile arasında kaldıktan sonra ayak değiştirin.



10- Sırtınızı esnetin Bebeğinizi yeniden önünüze sırtüstü yatırın. Bir kedi gibi sırtınızı yuvarlatarak, kalçalarınızı da topuklarınıza oturtarak yerleşin. (a) Sonra öne doğru kayın, başınız yere doğru olsun. Kollarınızın yardımı ile kendinizi kaldırın ve sonra tekrar sırtınızı eski haline getirin (b). Hareketi yapabildiğiniz kadar tekrarlayın. Bu hareket bebeğinizi eğlendirecektir. Sizi gözleriyle izlerken hem gülecek ve bunu eğlenceli bir oyun olarak algılayacaktır.



11- Sırtınızı gerin Sırtınızı tekrar yuvarlak yapın. Bebeğinizi altınızı alın. Sırtınız eğik olarak bu pozisyonda en fazla bir dakika kalın. Bakışlarınızı bebeğinizden ayırmayın.









Kaynak: Milliyet.com.tr

11 Nisan 2012 Çarşamba

Bebek Alışverişi ve Hastahane çantasında olması gerekenler .


 
 

                                  BEBEK ALIŞVERİŞİ VE HASTANE ÇANTASI
    Beni ve bütün hamileleri en çok heyecanlandıran ve bir o kadar da yoran tek şey alışveriş olsa gerek.İnsanın içini garip bir telaş kaplıyor . Sanki doğumdan sonra hiçbirşey alınamaz gibi herşeyi  tam olsun bebeğimin acelesi oluyor insanın içinde . Boşuna üzülmüş ve telaş yapmışım :) Keşke daha çok dinlenseydim , arkadaşımı , akrabamı görseydim , daha çok yazsaydım ...

   Herşeyden 2-3 tane almamak için  liste hazırlamıştım .Listedekileri alırken  vaktim olduğu için  gerek internetden aldığım gerek ucuz bulduğum yerlerin isim ve yerlerini ve güvendiğim markaları da paylaştım . Bu hazırladığım listeyi de benden  hemen sonra doğuracak olan çoçukluk arkadaşım Özlem ve mayıs 2012 de doğum yapacak  en yakın arkadaşım Belkıs ile paylaştım .Benden sonra Belkıs da başka arkadaşları ile paylaşmış :))Bu arada listeyi yeniledim :) eee artık tecrübe de konuşuyor :) İyi alışverişler..



Öncelikli Alınması gerekenler :)



Havuzlu Han da Alper 'i bul .indirim yapar .En alt katta yatakların olduğu yerde.



1-Park yataklar -Aziz bebe ---- 150 – 400 TL Sallanan Beşiğimizi ise caploonba adlı çocuk mobilyaları satan mağazadan 300 TL aldık . http://caploonba.com/aksesuarlar/besikler.cap

Park yataklar Anneanne ve Babaanne de kalırken Ya da seyahat için çok kullanışlı ayrıca oyun parkı görevi de görüyor.



2-Yatak - Visco star ------- Aziz bebe ---- 45 TL.caplanboo 90 TL

Biz hem park yatak için hemde beşiği için 2 adet almak zorunda kaldık. İlk zamanlar daha sert yüzeyde yatmaları daha iyi olduğu için caploonba adlı çocuk mobilya mağazasından 90 TL'ye aldık. http://caploonba.com/aksesuarlar.cap



3-Yastık .Anti Bakteriel Kaz tüyü--------Penolepe –20 - 45TlL www.mertbebe.com



4-Yorgan -Anti Bakteriel Kaz tüyü------Penolepe---145-230 TL www.mertbebe.com



5-Nevresim en az 2 takım fiyatı Havuzlu handa 30 TL ile 90 TL arası .



6-Uyku seti Yatağın içine seriliyor korulmalı - 200 -400 TL --- Ben havuzlu hana girişteki mağazadan 230 TL nakit 'e aldım .Normalde 270 fiyat veriyorlar pazarlık şart :) http://www.funnababy.com/urun_detay.asp?id=79&kampanya=&model=Luna Chic

ve diğer seçenekte www.bebekist.com oda havuzlu handa yerleri olan bir işletme.Ben düz beyaz seçtim sonradan nevresim renkli olunca diğer çok desenliler güzel durmuyor bilginize.İçini pembe Ya da mavilerle renklendirin :)

Diğer ekonomik seçeneklerden biri de İDAŞ diyebiliriz.-Uyku seti İdaş 90 -200 TL



7-Bebek bakım ürünü çantalı .olarak bulunmakta .Fiyatları 39ile 79 arası değişiyor .Bu verdiğim fiyat Havuzlu han Aziz bebe fiyatları .Ben Bubschen'in setini aldım .diğer bi seçenekte Mustela olabilirdi . Sete ek olarak pişik Önleyici -Bariyer kremi ve E vitaminli el yüz bakım kremi aldım.Normalde set fiyatları çantalı 110 TL Joker de 79 TL .Nakit 54 TL Havuzlu Handa Aziz Bebe de :) ( Dermotolog ve Çocuk Doktoru önerisi) http://www.bubchen.com.tr/Urunler.aspx

http://www.mustela.com.tr/tr/,



8-SUDOCREM 125 gr-250 gr-400 gr Mükemmel bir PİŞİK kremi .20 TL Eczane. http://www.sudocrem.com/turkey



Kesikler ve sıyrıklar

Küçük yanıklar

Güneş yanıkları



9-Ameda Lactaline Elektrikli ve Pilli Süt Pompası 270 ile 340 arası fiyat veriyorlar. Ww.mertbebe.com Ben bundan aldım .Çok memnunum. Ya da Philips Avent Sarjlı ve Elektrikli Göğüs pompası – Tekli -149 TL



10- Chicco göğüs pedi ( EN iyisi) ama en iyisi ) Havuzlu handa Chicco nun kendi mağazasından bile daha ucuz .



11.Göğüs serinletici -İhtiyacım olmadı Allaha şükür.



12-Lohusa sütyeni (ben Kom dan aldım gümüş içerikli antibakteriel.)ve Ayrıca 2 li olarak da indirimden Marks&Spencer 'dan aldım ve çok memnun kaldım.

Magicform da olabilirmiş 40 TL (Mutlaka 1 beden büyük alın Sütten dolayı ilk zamanlar aynı ölçünüz olmuyor )



11-Lasinoh göğüs pomadı son 1 ay kala kullanmaya başlayacaksın.dediler doğum ile başladım memnun kaldım .29 TL Aziz bebe



11-Kulaktan Ateş ölçer termometre -Microlife 65 TL Aziz Bebe Ya da Braun olabilir 90 TL.



12-Chicco Burun Aspiratörü .



13-Chicco tarak – Fırça seti başka marka düşünmemeli.



14-Chicco bebek tırnak makası.



15-Bebek küveti- kovası-maşrapa 30 TL Aziz bebe.



16-Banyo filesi Aziz bebe 11 TL



17- Sünger Ya da lif biz Doğal Deniz süngerini tercih ettik .



18-Bebek havlusu . Başlıklı olmalı .2 tane iyi oluyor .( 20 TL -40 TL )



19-Yeni doğan Uni baby bebek ıslak mendili parfümsüz en iyisi ( 3 adeti 9 TL) havuzlu han azizbebe .Stok yapın mutlaka .En çok tükettiğiniz şey ıslak mendil ve bez :)Artı www.mertbebe.com 12 paket 39.90 TL



20-Biberon step 1 = 0+ numara -eğimli biberon chicco- http://www.chicco.com.tr/ProdottiChicco/SchedaProdotto/tabid/378/art/00060070000000/Default.aspx Eğimi sayesinde gaz yapmıyor. Sadece 1 tane ama mutlaka , hastaneye gıderken götürmelisin.



21- Avent fosforlu Emzik .Gece kolay bulabilmen için fosforlu olmalı.kauçuk Ya da slikon



22-Bebek battaniyesi .MORA marka -İspanyol markası Yerlileri var ama mutlka bu olmalı .25-30 TL idi Havuzlu handa sormalısın .Bu arada en az 2 Mora 1 penye battaniye şart.



23- Aziz bebe de 25 tl taşıma battaniyesi aldık alttan çıtçıtlı daha kalın ..



24-Gaz çıkarmak için omuz bezi.



25-Kusmuk bezi-



27-Bolca çorap



28-Yarım kollu veya uzun kollu alttan çıtçıtlı body en az 10 tane. Teyzesi Marks & Spencer 'dan almıi yeni doğan için inanılmaz memnun kaldım.Paketde 7 tane vardı .Kış bebeği olduğu için yarım kollu ve 3 tane de özlem teyzesinin aldığı mothercare uzun kollu bodyleri vardı.



29-Topuklu diğer ismiyle ayaklı alt pijama. Kış'ın bodyler ince kalıyor diye Bodylerin içine giydiriyorsun.





30-Tulumlar. En az 6 t-7 ane al hediye de geliyor. fazla alma.3-6 aylık al .Kendinden eldivenli olanlar çok rahat.

31-Yüzünü çizmesin diye eldiven al çok çabuk kirleniyor ve çok lazım oluyor.



32-Üst body ve pijama daha çok 3-6 ay çok çabuk büyüyorlar.



33-Hastane çıkşı .Tam takımları var 9-10 parça bence gereksiz .mesela içinde battaniyeleri var ama benim gibi mora marka battaniye alırsanız böyle içi tam takımlı battaniyeli hastahane çıkışlarına gerek yok illaki istiyorsanız 1 takım yeter .Ben almadım. Sadece iç body yarım kollu tam tulum ayaklıklı ve kendinden eldivenli ve şapkalı 3 lü çok kokoş 3 takım aldım.0 -3 aylık ve çok doğru bir karar vermişim .



34- En az 4--5 adet önlük .Penye olmalı ve düz renkli tercih edebilirsiniz.



35-Bebek arabası .Biz tercihimizi Maclaren 'den yana yaptık .Hergün ne kadar doğru bir karar vermişiz diyoruz .Özelliklerini sonraki yazılarda.



36-Ana kucağı olmazsa olmaz.



37-Tulumlar 3-6 – ve 6-9 ay arası olsun .Hemen büyüyorlar. Haftada değişiyor ilk zamanlar.



38-Bebefon mutlaka lazım bizim elimiz ayağımız Weewell aldık çok memnun kaldık.300 mt .



39-Hastaneye giderken 1 paket 0 aylık 1 numara Prima pampers .Beyaz renkli paket.Sonra 2 numaraya geçiyorsun .



40-en az 1 Yenidoğan yeleği.3-4 adet 3-6 aylık yeleği



41-.Hırka ve kış bebeği ise Astronot mont çok rahat .Ayaklıda olduğu için hoop içine yatırıyorsun.Biz Kanz'dan aldık çok memnun kaldık .



42-Beşik müzikli dönencesi.Hem odayı aydınlatıyor hem projeksiyonlu olanları ilerleyen dönemlerinde çok ilgilerini çekiyor .Fisher Price Zoo Babies Projektör



43-Mevlüt takımı.Bebetto ve minidamla modelleri güzel.Havuzlu han .



44- C şeklinde emzirme yastığı.Sevibebe . İlk 15 gün elim ayağım oldu ve 4 aylık olmasına rağmen çok seviyoruz.



45-Emzirme önlüğü .Ben çok rahat ettim halada anneme dua ediyorum .O sayede heryere gidebiliyorum.Daha sonra resmini göstericem.



46-İKEA'dan aldığım 2 tanede havludan üzerinin havlusu bulunan alt değiştirme minderi yeterli pahalı bir şeye ihtiyaç yok..Üzerindekilerle birlikte 30 TL



47- İKEA'dan aldığımız uyku tulumu muhteşem işimize yaradı .İlk önce 0-6 ay arasını aldık şimdide 6-12 arasını alıcam.



48- SnuggleNest İlk aylarda koynunuza alıp uyuyamayacak kadar tedirgin olduğunuzda çok rahatlıkla kullanabilirsiniz.Çok konforlu olsada yine de aranızda yatırmayın. ilk aylar için kullanışlı.

http://www.toysrus.com/product/index.jsp?productId=11525629 .







49- Truewomb modern kundak diyebiliriz.Uyurken bebekler elleri ile kendilerini uyandırabiliyorlar bunun için kundak yapılması öneriliyor .Bunun için tasarlanmış bi ürün . Çok da gerekli değil penye bir battaniye ile de yapabilirsiniz. http://truewomb.com/



50-Alez belki ilk zamanlar değil ama sonrası için lazım.

51- Bebek odasına gerek yok Şifonyer ve beşik yeterli :)

52-Oyuncak sepeti .

53-Emzirme Koltuğu .Çok rahat oluyor .



Hastane çantası :)



1- Chicco Göğüs ucu temzileme mendili .Eczane

2- En az 3 takım pijama veya gecelik önü tamamen açılabilen olmalı.Çok terliyor insan.

3-Sabahlık

4-Çorap ve Rahat terlik.Çoğu hastahane doğum yaptığın gün banyo yapmanı istiyor banyo için terlik.

5-Yüksek belli , pamuklu çamaşır .

6-2-3 Paket hasta pedi.Orkid falan yeterli olmuyor .Sezeryan veya normal doğum fark etmiyor.

7-Fırça,tarak,ayna,diş macunu ve fırça

8-Deodorant- parfüm ,krem ,nemlendirici

9-Islak mendil

10Fotograf makinesi, pil Ya da dolu bataryasını

11-Makyaj çantası

12-Çikolata

13-Bardak , pamuk

14-2 adet sütyen

15-Göğüs pomadın ve Göğüs pedin.

16-Süt pompan



Bebek için sadece hastahane çıkışı , 1 adet biberon ,Battaniye , ıslak mendil , pişik kremi, bez yeterli oluyor .





Lohusa şerbetiniz ( Hacı Muhittin Bekir şekercisinden :) Eminonü)



Hastane şekerleri ya da biblolarınız için en uygun yer Mahmutpaşa ŞARKHAN .3 yada 4. katında .



Mevlüt şekeri Ya da bebekli çikolata için en uygun yer Mısır çarşısının yan sokağında Elit çikolata fabrika mağazası Eminönü Kahveci Mehmet Efendi 'nin çaprazı hemen onun sokağında mutlaka pazarlık yapın drajeleri 33 dediler 25 'e aldım :)



Hastahane ve sonrasında ev için kapı süsü , sepet ve altın yastığı :) Unuttuklarım olursa yine eklerim..
  

9 Şubat 2012 Perşembe

Son trimester hatta son haftalar :)))

Artık son haftalardayiz prensesimizi kucağımıza almak an meselesi . Bir tarafım çok sıkıldığım için hemen doğsun istiyor diğer tarafım yok sağlığı için içerde kalabildiği kadar kalsın istiyor ;)Bu ara kendimi Beyaz Show programının tiplemesi Hüsmen ağa gibi hissediyorum. Göbişim o kadar büyüdü ki tek hamlede yerimden kalkamadığım gibi dengemi de sağlayamadığım için penguenlere taş çıkarır sekilde yürüyorum . Her şeye rağmen çok mutluyum ki bu deneyimi çok büyük sıkıntımız olmadan sona getirmeyi başardık .6. Ayımıza kadar oğlumuz olacağını düşünüyorduk oysa kızımız olacakmış ve bize şaka yapmış ;) Çok mutlu olduk ....Adını Kayra Beren olarak düşünüyoruz.

2 Aralık 2011 Cuma

2.Trimester'a hoş geldiniz:)))

                                            2.Trimester'a Hoş Geldiniz

17.hafta

Hala bulantım devam ediyor ve 1. trimester sonucu -4 kg :) Sevinmedim diyemem çünkü hamilelik öncesi fazla kilolarımı verip


18 Ağustos 2011 Perşembe

3.Ay ve 3.ayın sonu ile 1.Trimester bitiyor ...

                                     3.Ay ve  3.Ayın sonu ile 1.Trimester bitiyor ...

12.hafta

Kırmızı erik kadar olmuşsun bitanem ve ben büyük mü konuştum bilmiyorum ama acaip midem bulanmaya başladım hiç birşey yiyemiyorum öyleki herşeyin kokusunu hisseder oldum .:( Baban bu hafta  usg ile sana bakacak .Çok şanslı çünkü senin oluşumunu net şekilde izleyebiliyor


13.hafta

Seninle ikili test yaptık annecim .Test sonucunu rahat şekilde bekliyorum .Seni Allaha emanet ettim .Şu haziran ayı bitsede rahat rahat dolaşsak seninle.Sana hala Fetus diyorlar ama insana daha çok benzemeye başlamışsın .Gözlerin kafanın yan taraflarından ortaya kaymaya başlamış .Kulaklar normal pozisyonuna gelirmiş.Bu arada sana bir sır vereyim mi bebeğim ; Baban cinsiyetini öğrendi .Erkek olacakmışsın .Benim kurabiye adamım .Bu ismi sana Belkıs teyzen taktı .

14.hafta

Canım oğlum , Anne olmak zormuş kusmaktan hiç birşey yapamıyorum .İnsan günde 5 öğün kusarmı ? .İnsanın içine endişeler kaplıyor .Sana nasıl ebeveyn olucaz,geleceğini iyi sağlıyabilecek miyiz? ,İstediklerini alabilecekmiyiz ve seni istediğimiz gibi büyütebilecek miyiz?


15.hafta

Canım bu hafta ilk defa aşerdim o da .Antep salçası oldu .Anlamıyorum normalde tuzluyu hiç sevmem neredeyse tuzu yalayacak gibiyim .Kendimi kurban bayramı öncesi koyunlara tuz yalatırlar ya onun gibi hissediyorum .Umarım onlar gibi şişmem ve tartıda ağır gelmem :)Salatalık ve tuz en iyi arkadaşım .Sana yiyebildiklerimi söylesem benim nasıl ayakta kaldığıma şaşarsın küçük kurabiye adamım .
Salatalık, Salçalı ekmek, Limonlu soda ve Algida limonlu dondurma :)) bunları yiyebiliyorum .Ve hertürlü kokudan tiksiniyorum :( Kötü koku aklına gelmesin sevgili oğlum .Babanın kokusu benim için dünyanın en güzel kokusudur ama bu ara o bile fazla geliyor ...

16 hafta :

Kurabiye adamım sanaiki isim koymaya karar verdik ve ilk isminin KAYRA olmasına .Anlamı ise Allahtan gelen müjdeli haber ve lütuf demek .Sen bizim için gerçekten çok sıkıntılı bir anımda müjdeli bir habersin ve lütufsun birtanem.2. ismin konusunda Berk, Kağan ve babanın yoğun baskısı olarak İsmail koyma ihtimallerimiz var .Oğlum Anne olmak zor diyorum ya inan yakınmıyorum zevkle yoksa bütün ağzımdaki dişlerim ön dişlerim bile çok ağrıyor .Ağrıkesici de alamıyorum .İnan buzla uyuyakalıyorum .Zevkle çekilmese bu ağrılara , bulantıya katlanmak mümkün değil .Bu hafta itibari ile test sonucunu aldık ve test sonucun iyi çıktı birtanem.Seni allaha emanet ettiğim için çok rahatım ama inan elimden gelenin fazlasını yapıyorum ..

2.Ay biterken

                                           2. Ay biterken          


Bugün 2 .ay bitti fasülyem .Artık fasülyeden incir büyüklüğüne eriştin ve  2 aydır büyüyorsun, gelişiyorsun. Doktorla randevumuz 1 ay sonra canım.Bu ay itibari ile , seninle test yaptırıcaz senin dıdakların gelişimin tamamlanacak diş yerlerin belli olmaya başlayacak .Ve yine bu ay sonu itibari ile senin cinsiyetin belli olacak bekliyoruz incirim benim .Bu arada baban ultrason makinasını neredeyse eve getirecek.Hatta laptop gibi olanlar varmış eve getirip bakmayı önerdi ama ben her ne kadar merak etsemde yanaşmıyorum .:)

İnsan hamile olduğunda herkese mutluluğunu söylemek ve bebiş için birşeyler almak istiyor ama bu süreç biraz tehlikeli ve erken olduğu için biraz sakin geçmek zorunda kalıyor .2.trimestre sonu gibi alışveriş yapmak daha doğruymuş umarım dayanırım .Şu 3. ay dolsada artık söylesem herkese benimde bebeğim olacak diye ...

Şuan herşeyi çok rahat yiyorum hiç midem bulanmıyor çok rahat geçireceğim sanıırm ..


Umarım bebeğim iyidir yerinde  rahatdır. Şu ameliyat dönemimim bile anlamı var diye düşünüyorum .yoksa benim gibi hareketli biri seni bilmeden tehlikeye atabilir miydi acaba ? böyle yatmam iyi sanırım .Sen rahatsız olma diye ani hareketler yapmamaya, çalışıyorum.

Hamilelikte 1.ay ,2.ay ve 3. ay

             
                                       aaaa  HCG Pozitifmiş yani ben HAMİLE miyim ????  :)))

Hamileliği 3 ayrı  trimester 'a ayırmışlar  bana göre  de bu 3trimester şöyle oluşuyor .
1.trimester  Hamileliğin vücut tarafından hazırlanması , alışma dönemi vee kadınların hormondan ibaret olduğunu kabullenmesi .
2.trimester En rahat olunduğu ve en zevkli dönemi
3.trimester ise hem bebeğin hem annenin hadi artık bitsin dediği dönem .

Hamileliğimin en hatırlamak istemiyeceğim ayları ilk 3 ayı diyebilirim .Hamileliğimi 7.haftasında öğrenmiş biri olarak ilk 1.5 aydan muafım :) İlgisisizlık yada bilgisizlik değil sadece kötü bir döneme denk geldiği için fark edemedim . Ameliyata girmeden testlerini yaptırmış ve sonucu negatif olması sonucu her iki bileğinden ameliyata girmiş biriyim.Ameliyat sonrası çok ağrım olduğu gibi her iki elimi kullanamadığım için yatağa mahkumdum diyebilirim .O dönemde şimdi sebebini algıladığım Sürekli uyku halini farklı nedenlere yormuştum .ilk haftalarda  sürekli uyumamı Anestezi hekiminin ve ekibine bağlamıştım :))Ne anestezi ekibiymiş ,Ağrı çekmemem için ne verdillerse hala bebek gibi uyuyorum helal olsun diyordum .Sonraki haftalarda yıllarca çok yorulmuşum hem bedenen hem beynen yorgunluktan bu diyordum bir sonraki hafta ise ee iki elim atelde yapacak birşey yok uyuyorum diyordum ...Sonra doktor bir ablam gelip hamilelik testi yapmamı önerdi ..İyide ameliyata girerken yaptırdım ee sonrasında da süre çok az diye geçiştirdim ama o inatla idrar ile yapılan testlerden getirdi ve denememi istedi . Bir gün denemeye karar verdim ama sırf merakı gitsin diye ...Yoksa ben emindim yani hamile olamazdım :))

Testi denedim aa çiftt çizgi yani pozitif çıktı ..Verirken testin 2 ay süresinin geçtiğini ama yinede kullanılacağını söylemişti ..Sonuç pozitif ya test bozuk dedim eşime pozitif ama test bozuk sen bana yenisini alır mısın dedim ..O da bunlara güven olmaz ama hadi alayım dedi.. Yeni test saniyesinde kırmızı ve  çift çizgi çıktı amann bu testlere güven almaz yanlıştır dedik ama bir tarafımızda acaba dedi çünkü ben hala ağrı kesici, antibiyotik üzerine gribim diye tamiflu almaya devam ediyordum yani almamam gereken herşeyiiii........

Gece saat 22:00 Devlet hastanesinin yolu tutulur kan verilir ve sancılı 40 dakika beklenir ...Eşim radyolog olduğu için USG ile bakalım beklerken dedi. .Kendisi hamilelik kesesini görmüş ama heyecandan farklı mı gördüm boş yere ümitlendirmeyeyim diye söylememiş bu arada USG rahat çıksın diye  içiğim 1.5 litre vişne suyu ve yarım litre su ile yerimden zor kalktım :) Sonucu almaya gidemiyeceğimi söyledim eşim gitti ve elinde kağıdı salllaya sallaya geldi .Hatırladığım pozitif mi diyorum 1000 diyor canım pozitif mi diyorum 1000 diyor önce anlamadım HCG değerini söylüyormuş ..Şaşkınlıkla hamile olduğumu öğrendiğimizde ikimizde ağlamaya başladık ..O gün hastanedeki en mutlu insanlar bizdik sanırım ..İnsanlar acilden geçerken ve servislere giderken şaşkın şaşkın bize bakıyorlardı biraz utandım öyle hoplayıp zıpladığıma ama içimdende haykırmak istiyordum ...Gece saat 24:00 civarı bizim ufaklığın anneannesini , babaannesini ,dedelerini , teyzesini ve halasını aradık ...Hepsi çok sevindi nasıl yattığımı ve sabahın olduğunu  bilmiyorum ...

Ertesi gün sevincimin yerini korku aldı....Eee ben hamileyken ameliyat olmuşum  .Genel anestezi aldım ,antibiyotik,analjezik ,tamiflu vs vs vs...Eee bebeğime zararı ???? Hemen bulunduğumuz il olan Trabzonda özel bir hastanedeki doktora gittik ..Aman yarabbi hipokratın yemini yerine merkez bankası yemini etmiş.Empati ,sempatiden nasibini almamış derdi ne kadar kısa sürede ne kadar çok hasta bakarım yaklaşımlı  bayan doktor bize  ilk cümlede bebeği aldırmamızı öğütledi ...Eee yer karadeniz doğum oranı yüksek sorunsuz hasta varken neden uğraşsın değil mi? içeri girmem ,sekreterin formu doldurması , sedyeye yatmam ( iki elim atelde kendim ne yatabiliyorum ne kalkabiliyorum , USG ile bakması kalp atışını dinletmesi ,üzerimi toplamam , bebeği üniversiye gidin baktırın gebeliğe son verin demesi bir ssürü test toplam 11 DAKİKA ........!!!!!

Kendisi de doktor olan eşimde bende şoktayız  hani deontoloji , hani özel hastanede olmamız hani ilk gebeliğimize olan yaklaşım ....Hiç biri yoktu ve ortam hijyende değildi  ..Hatırlamak dahi istemiyorum ...Öyleki  bebişin kalp atışının tadına bile varamadık ...Doktorun odasından çıktık testleri yaptırmayacağımızı , doktordan memnun kalmadığımızı belirtip ayrıldık ..Sonra Arkadaşlarımızdan anestezi hekimi olanına , kadın doğumcu ablamıza ve ameliyat olduğum anestezi ekibinin kullandığı ilaçlardan genetik doktoruna danışıp rahatlayıncaya kadar 1 hafta korkulu bir dönem geçti....

Sonraki hafta şimdiki doktorumuzu bulduk iyi bir bilgilendirme tatlı bir yaklaşımla bizim fasülyenin  kontrollerine başladık şekilsel ve boyutsal mercimekle fasülye arasında olduğu için  ona fasülye adını taktım :))

Benim minik tatlı fasülyem hoş geldin aramızaa



PİDEZZA

                                                                     PİDEZZA
                                                         
                                                            Nam-ı diğer PİDE PİZZA



                    Hoş geldi hatta yavaş yavaş sonuna geliyoruz mübarek  Ramazan ayının .Ramazan denilince pide ve güllaç ilk akla gelenlerden olur .Bizim evde de durum aynı pide Ramazanımızın baş aktörü. Ekmeğin yerini pide alıyor özellikle şöyle fırından yeni çıkmış miss gibi kokan pideye dayanamıyoruz .İnsan aç olunca o kokuya dayanamıyor ve alıyor sonuş ise  yiyebileceğimizden daha fazla pide ....
Pide sıcakkken çok güzel ama soğuduğunda hatta ertesi güne kalıyorsa ekmekten daha çabuk bayatlıyor hele birde 2 gün beklemişse vay o pideyi yemeğe kalkışanın haline ..

Durum böyle olunca atmaya kıyamadığın pideleri değerlendirmek zorundasın :) Bende pideler atılmasın diye kafama göre bir tarif geliştirdim hem iftarda hem sahurda çok beğenildi .Yapımı  çok kolay olduğu için zevkle yapıyorsun artı dolaptaki herşey malzemen olabiliyor.
Ben Ramazan boyunca 6-7 kere yaptım hepsi de farklı çeşit oldu .Gelelim Pide pizza benim deyimimle PİDEZZAnın tarifine ;


Malzeme :

Pide
kaşar peyniri
Telli trabzon peyniri
zeytin
sucuk
yeşil biber
Labne peyniri
mısır


Sosu için ;
2 kaşık salça
2 kaşık yağ ( Ben hiç koymuyorum )
3-4 adet olgun domates
3-4 adet salçalık kırmızı biber
1 kaşık şeker
1 kaşık sirke
tuz
karabiber
köri
yenibahar
nane
kekik
fesleğen ve sevdiğiniz tüm baharatlar
acı biberyada kırmızı pul biber


Sosun Yapılışı :

Domates ve salçalık biberleri minik minik doğrayın .Sos tenceresine arzuya göre 2 kaşık yağ koyun.Yağ kızıdktan sonra salçayı eritin üzerine domates ve biberleri ekleyin .Tuzunu , şekerini,sirkesini ve tüm istediğiniz baharatları koyup kaynamasını bekleyin ve ılınması için biraz bekletin .

Pidezza'nın Yapılışı :


Pideleri kare şeklinde kesmeye çalışın yada doğal haliyle kalsın .Sonra pideyi ortadan  ikiye kesin böylelikle hamur kısmı daha incelmiş oluyor ikiye ayırdığınız pideleri suya tutup hemen çekin çok ıslanmasınlar ama kuruda kalmasınlar .Tepsiye yaglı kağıt dizin yada borcama  öylece yerleştirin ve üzerine hazırladığınız sondan bolca dökün  yada bu işlemi tersten  yapabilirsiniz .Yani pideleri sosun içine batırıpta pideleri tepsiye de dizebilirsiniz.Üzerine ben dolapta kaşar yerine trabzon telli peyniri  olduğu için telli peynirden koydum .Sucukları ince şeritler halinde kestim  yerleştirdim .Mısır ekledim . Yeşil zeytin koydum .Renk versin diye ince şerit halinde yeşil biber koydum .En üstüne de dolapta yarım kalan Labneden çay kaşıkları ile azar azar Labne peyniri koydum .Sonra hazırladığım pizzamı 10-15 dakika 150-180 C sıcaklığındaki fırına koydum ve peynirler eridiğinde çıkardım .Yumuşak ve inanılmaz lezzetli pidezzalarım oldu : ) Gerçekten pizza tadında ...Afiyet olsun

20 Mayıs 2011 Cuma

Alkollü Trafik canavarına meze olurken!!!!!

                                  Alkollü Trafik canavarına meze olurken!!!!!



Dün geceyi hatırlamak dahi istemiyorum ...Geçirdiğim operasyon sonrasında uzun zamandır raporlu evde iyileşmeyi bekliyorum ..Bu sırada uzun süredir dışarı çıkamadığım ve bunaldığım için eşim bana biraz hava aldırmak ve tatil gününün tadını çıkarmak  için  arabamızla gezintiye  çıktık. Yakın mesafedeki  arkadaşımızı görmeye gittik ve güzel vakit geçirip geri yola koyulduk ...Uzun zamandır dışarı çıkmadığımdan gün beni çok yordu evimize varmamıza 2- 3 km kalmıştı ...Çift olarak emniyet kemerlerimizi şehir içi ve dışında takmayı adet edinenlerdeniz ve iki defadır bunun ne kadar doğru bir hareket olduğunu deneyimlerle anlıyoruz..

Karadenizde  yaşam gerçekten hızlı , insanların kanı yerinde duramıyor öyleki ışıklarda beklemek zaman kaybı bile gelebiliyor ne gerek varki yetişmemiz gereken her daim bir yer varken ışık da beklemek de ne....

İstanbulda yaşarken bende eşimde EDS 'den dert yanar dururduk  bırak kırmızıda geçmeyi sarı görünce zınk diye durman gerekirdi çünkü 1-2 saniyede kırmızı oluyordu .Başlangıçta  tüm İstanbullularla beraber alışıncıya kadar zorluk çektik ve söylendik hatta  1-2 defa takılıp eve bizimde cezalarımızda gelmişti. Ama Kasım 2010 tarihinde Trabzon'a taşınınca yaşasın kurtulduk EDS olmayan şehir demiştik ...

Erken sevinmişim  keşke tüm şehirlerde EDS olsa bizde ceza yeme bahasına da olsa güvenle yaşabilsek....


Dün gece saat 23:00 civarıydı Trabzon'un en büyük ilçesi olan Akçaabat dan evimize doğru seyir halinde idik ...Kırmızı ışığı görünce her bilinçli  canını ve sevdiklerini düşünen  insanlar olarak durduk ve yeşil ışığı beklemeye başladık . O an birşey oldu sadece sırtımda bir basınç ve ağrı hissettim .Arabadan can havli ile inince olayın idrakına vardık . Arkamızda pert olmuş beyaz bir broadway vardı arabamızın tamponu  yerde etrafta cam kırıkları ve olduğumuzdan yerden 3-4 metre daha ilerideydik .Biz ışıklarda beklerken arkamızdan tüm hızıyla bize vurmuş ve bizi yaya geçidinde de öteye savurmuştu .O şok ve korkuyla indiğimizde bağırmaya başladık siz  kırmızı ışık tanımazmısınız nasıl insanlarsınız vsvsvs diye...O an sürücü koltuğundaki 35-40 yaşlarındaki kır saçlı koyu tenli adam yalpalayarak ve dili sürçerek birşey olmamış işteeeeeee diye birşeyler geveledi..Sürücünün yan koltuğunda oturan yabancı uyruklu olduğu belli olan kadın ise eliyle kafasını tutuyordu .Ön camları kırılmıştı .O an adamın kör kütük sarhoş olduğunu anladım eşime de adamlar sarhoş, adamlar sarhoş  alkollü hemen alkol testii diye şoktan tekrarlayıp duruyordum eşim o arabaya dogru gitti önde sarhoş gözüken başından yaralanmış kan içindeki kadının yaralı olduğunu söyledi..Hemen polisi aradık ve 2-3 dakikada polis ve ambulans geldi ...Yaralı kadın ve adamı ambulans'a bindiler biz arabamız sayesinde yaralanmamıştık.Fakat sürücünün yaralıdan çok alkollü olduğu için olay yerinden uzaklaşma niyetinde olduğunu sonradan anladık .

Korkudan eşim ve ben şoktaydık çünkü arkamızdaki bize çarpan araba darmadağındı , her yere cam parçacıkları dağılmıştı , yerde  plaka vardı bizimki sandığımızdan kaldırdığımızda 28 numaralı bir plaka olduğunu gördük bize çarpan arabanın plakasıydı... , yerden arabımızın tamponunu kaldırdık  ve öylece birbirimize bakakaldık.Her yer darma duman , insan kalabalığı , konuşan insanlar , ambulans , polis ve sağ sağlim olduğumuza hala inanamıyorduk....

Polis bize çarpan arabaya baktığında arabada bira şişeleri varmış .Eşimde baktığında ön sürücü koltuğunda bira şişelerini görmüş.Polis iyi olduğumuzu görünce şikayetçi olup olmadığımızı sordu . Tabiki Şikayetçi olduğumuzu söyledik .İfade vermek ve kaza tutanağı için karakola gittik. Karakolda  karşı tarafı beklerken alkollü şekilde hastanede doktora sorun çıkardıklarını alkol testi yaptırmayı red ettiklerini hatta sürücünün kendisi olmadığını sürücünün kaçtığını söylemiş.Şaka gibi bize çarpacak kadar  sarhoş böyle sinsice plan yapacak kadar ayık...Polis hastane sonrası teşhis edebileceğimizi ve sonradan gidebileceğimizi söyledi saat 02:00 olmuştu  çok yorulmuştuk.O sırada bir gürültü oldu biz sürücü geldi sanarken Giresundan kaza haberini alıp gelen sürücünün kardeşi ve kuzeniymiş .Bilin bakalım gürültünün sebebi neymiş? Gelen yakınları da alkollüymüş ve Trabzon Giresun arası 110 km'yi alkollü ve trafik canavarı şeklinde gelmişler...Bir süre problem çıkardıktan sonra sürücü geldi teşhis ettik uzaktan ve polisle birlikte mağdur olarak hastaneye gittik. Korku dolu gece sonunda 3 gibi evimize gelip kendini bilmez trafik canavarının mezesi olmaktan son anda pas geçip güvenle evimize geliyoruz...

10 Nisan 2011 Pazar

Carte D’oR Serüvenleri 1.Bölüm "Macaron "

Fransa’nın leziz tatlarından macaronu bilmeyen var mı? Ünlü Fransız macaronları, Carte d’Or sıcak tatlılar serisinden çikolatalı macaron ile artık evde de yapılabilecek. Carte d’Or bu eşsiz lezzeti, yoğun ve zengin çikolata seçeneğiyle sunuyor.


2 yıl önce paris'e yaptığımız gezide  Pierre Hermé 'nin ve Ladurée'in  macaronları ile tanışma fırsatı buldum ..Buldum ne kelime sırf tekrar tadabilmek adına 5 km lik yolu tekrar yürüdük :)Herbiri mücevher gibiydi. Hepsini birden yemeye kıyamadık ..Kutusunda özenle taşıyıp her güne kendimizi ödülendirerek keyfine vardık.

Pasta merakımdan sonra birkaç macaron tarifi aldım ama cesaret edip deniyemedim...Gözümde o kadar yapılası zor tatlılardı .Seyahatimiz sonrası İstanbulda macaron avına çıktım Divan pastanesi, Pelit pastanesi ve kitchenette gibi denemelerim olduysa da fiyat harici benzerlik yakalayamadım :)


Macaron ve Cheesecake benim için  gerçekten özel iki tatlı diyebilirim.Ancak usta eller damağımda tadını gün boyu sürdürebiliyor.Böylesine özel  bir tatlıyı Carte d’Or 'un kutusuna girmiş halde görünce  hemen almak istedim..

Carte d’Or beklediğimden  daha  iyi çıktı diyebilirim.12 porsiyon çıkıyor ve   gercekten uğraştığına değiyor .Elime kutuyu aldım ve  mutfakta başladım hummalı bir  çalışmaya . Kutunun arkasında yazanları okudum. Ben macarondan önce arasına koyduğumuz çikolata karışımından başladım ve soğuması için dolaba bıraktım.Tarifte  bahsedilen gibi önce 2 adet yumurtanın beyazını kar gibi olana kadar çırptım. Sonra üzerinde çikolatalı macaron yazan toz karışımı ekleyip önce 1-2 dajika mikser sonrasında tahta bir kaşık yardımıyla karıştırdım.
Hazırladığım karışımı  benden önce deneyen arkadaşımın uyarması üzerine yayıldıklarını duyduğum için karışımı sıkma torbasına doldurup sıktım. Şekiller daha iyi oldu.. Tepsiyi önceden ısıtmadan soğuk fırına koydum ve yazdığı gibi fırının en düşük sıcaklığı beni fırınıma göre  50C ve 50C’de 20 dakika pişirdim. Sanırım bunun amacı kabuk tutmasıydı .Sonra fırını 150 C’ye getirip tam 15 dakika daha pişirdim. Fırının kapağını hiç açmadım .Hafif kabardılar hatta biraz hafiften fazla kabardılar .Sinir olmadım diyemem arasına puding vari çikolata karışımını koyduğumda gercekten iri macaronlarım oldu diyebilirim :) sonraki denemelerimde en minik kek kalıplarına dökerek yaptıgımda şekilsel olarak daha başarılı oldular . Fırından çıktıktan  sonra macaronları soğumaya bıraktım.Önceden hazırladığım çikolata karışımını iki macaronların arasına taşırmadan sürdüm ve tadılmak üzere servis tabağına yerleştirdim.


Bu ürünü denemek isteyenler için kurallara harfiyen uymaları gerekiyor.Şekiller acısından tepsiye yayıldıklarında moralinizi bozmayın küçük kalıplar yardımıyla kesebilir ve düzgün şekiller haline getirebilirsiniz.Tadı gerçekten denemeye değer.






















28 Şubat 2011 Pazartesi

ya SONRA ...


ya SONRA ....

26 Şubat 2011 Cumartesi izledim bu filmi .İki sevdiğim arkadaşım ve ben güzel bir yaylada yaptığımız kahvaltı sonrası yanımızda eşimiz ,sevgilimiz olmadan bayan bayana izlemeye gittiğimiz bir film oldu  "ya sonra". Filme girerken çok beklentimiz yoktu .Filmi izlemeye başladığımda yeri geldi gülümsedim , yeri geldi ağladım ve çokca da kendimi sorguladım ...
Türk sineması son zamanlarda  gerçekten insanın içini ısıtan filmlere imza atmaya başladı. Sinemadan çıkarken yazık oldu  parama ve zamanıma demiyorsunuz .Bu durum oldukça sevindirici o yüzden Korsan film izlemye HAYIR sinemaya gitmeye EVET...

Film'i izlerken yer yer kendimi sorgularken buldum .Eminimki filme giden bir çok Türk kadını filmin bir çok karesinde de kendini görmüştür .Güzel bir flört'ün sonunda benim masalım da evlilikle yani mutlu sonla bitenlerden .Sanırım tam bitiş demek doğru olmaz aslında evlilikle mutlu son değil bir başlangıç yapıyorsunuz. Bizde evlendik ve gerçekten mutluyum .Bizi tanıyanlar bilirler ikimizde birbirimiz için birer hediyeyiz.2.5 yıllık evliliğimizde hala birbirimizin gözünün içine sevgiyle bakıyoruz.(Lütfen nazar değdirmemek için Maşallah diyelim :) )Her ne kadar yaşam kavgası yüzünden bunalsakda birbirimizde nefes alabiliyoruz.

 Durumumuz böyle olacak kadar şanslı olsa da evlendikten sonra eşinin soyadını aldıktan sonra onun hayatını yaşamaya başlıyorsunuz . Hele benimki gibi eşinin mesleği toplumda kabul edilir bir mevkide ise, senin iki üniversite bitirmiş olman yada bir kaç dil bilmen bile anlamsız kalabiliyor. İkinizden biri kariyerine devam edecekse o sen olmuyorsun ;)

Çalıştığım sektöre girerken hayallerim ve de gelmek istediğim bir nokta  vardı...Ama evlendikten sonra gerçeklerle yüzleşiyorsun..Yapmak istediğin işin gereklerinden biri  ayın 15-20 gününü seyahat etmek olup çok yoğun çalışman gerekecek bir iş olursa çocukda yaparım kariyerde demek pek inandırıcı olmuyor .

Çalışan bir bayan olsanda bayansın sonuçta.Türk örf ve anenelerle yetişmişsinizdir ve evine geldiğinde yemek yapmak ,bulaşık, çamaşır ve ütü gibi ev kadınlarının bütün görevleri üzerindedir .Ev hanımından  farkın sadece daha kısıtlı vakitlerde bu işleri yapmak zorunda olmandır.
Hem çalışıp hem evini organize edebildiğinde de madalya veren de olmuyor :) Kapitalizm ve Feminizm'in katkılarıyla diyorum sadece :)

Filmi izlerken Didem (Deniz çakır )bir sahnede saymaya başlıyor ... "Senin ailen,arkadaşların ,senin işin ,senin olmak istediğin yer ,her şey sen  ve senin istediklerin peki ben bu hayatın neresindeyim ? " Filmin sonunda cevabı süper bağlamışlar izleyince görürsünüz:)
İşte bu sahnede ben öylece kaldım gözümden istem dışı göz yaşı döküldü kendime sormaktan bile çekindiğim her soruyu nefes almaksızın sıralıyordu ...Bakışları ,mimikleri harikaydı ...Benim hayatımda da  benzer noktalar var ama filmdeki kadına göre çok şanslı olduğum noktalar var ...Örneğin evlendikten sonra eşim'in isteğiyle İstanbul'un avrupa yakasına taşındık .Şuanda bu geçerli olmasa da eşimin isteğiyle farklı sektöre mi geçsem dedik ,sonrasında her ne kadar eşim  istemese de ve  mecbur olsak da onun mesleki zorunlulukları için istanbul dışında Trabzonda yaşıyoruz .Kısa bir süre sonra  askeri zorunlulukları  yüzünden farklı bir şehirde olabiliriz ve sonrasında uzmanlık sonrası onun mesleki gelişimi için çok daha farklı bir şehirde de olabiliriz... Bunları düşündükçe çok büyük fedakarlıklar gerekiyor ve bunlar ancak sevgi için yapılabilir geliyor....Bazen  bencil olan tarafımız ağır geldiğinde de  "BEN"bunların neresindeyim? ya benim hayallerim!!! diyebiliyorsunuz ...
Allahtan eşim beni takdir eden biri de mutsuzluğum katlanmıyor hatta son zamanlarda hayallerimi benden daha çok sahiplendi ve ,inanın bana yardımcı olmaya çalışıyor diyebilirim .Hayallerimi gerçekleştirmek için ağır ve uzun bir eğitim almam ve bunun içinde uzun bir seyahatde olmam gerekiyor .Evli bir kadınım ve mantıklı düşündüğümde yapılması çok  zor  gözüken hayallerim var  .Hayal olarak kalacaklar sanırım çünkü seçimler söz konusu ...Eğer hayallerimin peşinden gidersem hem çocuk sahibi olmayı ertelemem gerekecek hemde eşimden bir müddet ayrı kalmam gerekecek ...Bunlara değer mi hala bilemiyorum ????
....



Şuan öyle bir dönemdeyim ki  hayatıma yön veremiyorum ve sanki bu benim hayatım değil ...İşime sahip çıktım ve şuan işimden besleniyorum, beni ayakta ve taze tutuyor," İşim" ve "eşim" hayata bağlayan damarlarım oldu . hayatımda ilk defa önümü göremiyorum ,hayatımın algoritmasını çizemiyorum.Hayatıma yön veremeden,  zorunlulukların ve zaman sorununun gölgesinde, şehirden şehire göç ediyorum.
Kendim ve çekirdek ailem  arasında bocalamadayım .Hayallerimi gerçekleştirebilirsem kendi hayatımın dizginini  tutup nadasa bıraktığım  özgüvenimi tekrardan elime alacağım ve kimse beni tutamayacak ....Bu film benim ruhuma çöktü kendimle yüzleştirdi diyebilirim ....


Film'in kendi konusuna gelince  : Adem ( Özcan Deniz)  Didem ( Deniz Çakır) birbirlerini severek evlenen hala da seven bizim sizin gibi bir çift .Uzun flört'ün sonunda birliktelik evlilik ile sonlanmış.Filmde evlendikten sonra AŞK'ın şekil değiştirdiğini ve Sevginin yerini aldığının en güzel örneklerini görebiliyorsunuz.
Adem evliliğinde bütün görevlerini yerine getirdiğini sanıp, asıl eşine olan desteğini yerine getiremediğinin farkında değildir ve herşey mükemmel gidiyor zannetmektedir.. Didem ise özgüveni ni yitirmeye ve  mutsuz bir kadına dönüşmeye başlamıştır.Şans  yüzüne gülmüştür ve kendini tekrar önemli hissedecek büyük bir projeyle yani işiyle hayata tutunmuştur. Masalın diğer prensi olan Cem 'in (Barış Falay'ın) de  Didem'e tutulmasıyla   ( Ezelden sonra onu bu rolde örmek güzel oldu )olaylar farklı bir yöne gitmeye başlamıştır.
Eşi için kendini , hayallerini bir kenara bırakacak kadar cesur ve fedakar olan Didem  bu sefer kendisinin eşinin hayatnın neresinde olduğunu sorgular ? Ve işine sarılarak Adem'den ve hayatından gider .Gider ama kopamaz...Bu sefer beyaz atlı prensinin gelip kendisini almasını bekler...

Bu film de Her gidişin  bir terk ediş olmadığını görebiliyoruz ....İyi seyirler





21 Şubat 2011 Pazartesi

MUTLU YILLAR ANNECİMMM



MUTLU YILLAR ANNECİMMM




Yazmak istediğiniz yazıp yazıp sildiğiniz anlarda cümleler kalbinizden ellerinize dökülemiyorsa bilinki  beyniniz ile kalbiniz bir araya gelemiyordur .Aklınızda benim gibi günlük yapılması gereken işleri  düşünürken yüreğinizde özlem vardır . Çocuk gibiyim özlediğim şeyleri sıraladığımda 30 'lu yaşların kadını değilim de 8 'li yaşların çoçuğu gibiyim. 
Annemi gerçekten çok özledim......

Annemden bu kadar uzak olmak   yüreğimde boşluk yaratıyor .Boşluk büyüdükçe ağırlığı  bütün kasfetiyle üstüme çöküyor.Hergün arasamda konuşmayı çok uzatamıyorum konuşma uzadıkça hırçınlaşıyorum .Hırçınlaşıyorum çünkü  onunla geçireceğim zamanlarımın değerini yeni anlamışken şuan mesafeden dolayı hiç bir şey yapamıyorum. Kendi annesinin eksikliğini gecelerden  uyumayarak çıkaran annemin yerinde olmak istemiyorum .Koskocaman kadın zannederken ana kuzusu olduğunu öğrenmek çok garip geliyor ...

22 şubat 2011 Annemin doğum günü ve ben ondan tam 1049 km uzaktayım ...Doğum gününde yanında olamayacağım . Şuan İstanbulda olup anneme benden daha yakın olan herkesi kıskanıyorum diyebilirim.

Annecim doğum günün kutlu olsun , iyiki doğmuşsun ve iyiki bizi doğurmuşsun .İyiki senin gibi bir annenin evladı olmuşuz.Saatin 23:59 olmasını bekliyorum .Sana ilk sarılıp yanında olamayacağım ama ilk arayan ben olmak istiyorum. Saat 24:00 olduğunda gün 22 Şubat'ı gösterdiğinde ben en mutlu sesimle annemi arayacağım ve mutlu yıllar annem diyeceğim ve gözümden yaş geldiğini belli etmeyeceğim .O da gözünden yaş süzülürken teşekkür edecek ve bana belli etmeyecek ....

Şimdi bu yazıyı okuyan sevgili akrabalarım annemi yarın yanlız bırakmayın .Siz hep birlikte benim yerime annemin yanında olun ki annem bir yanı eksik olurken sizinle yani sevdikleriyle mutlu olsun ...





Annecim Seni SEVİYORUM...

20 Şubat 2011 Pazar

SANCTUM

                                                                     SANCTUM 


18 Şubat 2011 Cuma akşamı bu filmi izlemek üzere Trabzon Forum alışveriş merkezine gittik. Alışveriş merkezinde Cine Bonus da izlemeye karar verdik. Film 3D boyutluydu ve gözlük eşliğinde izleyebileceğimizi söylediler ..

"SANCTUM";Sanctum ingilizcede kutsal yer, girilmesi yasak özel oda anlamına geliyor aslında kelimenin aslı Latince  sanctorum en mukaddes yer; inziva yeri, hususi hücre; harim anlamına geliyor. Sanctum ;"Avatar” ve “Titanic” filmlerinin yönetmeni James Cameron.'un  filmi olduğunu okumuştum ve bu yüzden görsel olarak beklentim oldukça yüksekti. 3D olduğunu görünce de  mutlaka gitmem gerektiğini düşündüm .Görsel olarak beklentimin biraz altında kaldı Avatar'dan sonra beni kesmedi diyebilirim .

Film Aksiyon, macera , dram ve gerilim  tadında .Bazı sahneleri vardı ki gerçekten bizi germeyi başardı. Ancak,filmin bizde biraz aceleye geldiği hissiyatını da uyandırdı. Daha detaylı çekim sahneler olabilirdi.Yinede sıkılmadan izleyebildim. Geçtiğimiz yıllarda eşimle dalış yapabilme şansımız olmuştu. İstanbulda Posedion su altı dalış merkezi ile başladığımız serüvenimiz şansızlıklar sonucunda  tam sonlandı derken... Kaş'da muhteşem NaturaBlue'nun eğitmeni Yusuf Ziya Sulekoglu sayesinde devam etti. Hakkını da yiyemeyeceğim ilk dalış eğitmenim sevgili Gül Erden, koşullar uygun ve yeterli zamanı olsaydı, bize en az Yusuf hoca kadar sevdirirdi su altını :) .

Bu konuda çok çok bilgili değilim ama eğitmenin  verdiği talimatları yapmaya çok hevesli ve sualtını çok sevenlerdenim. Kendimi çok rahat ve huzurlu hissediyorum. Aynı şeyi eşim için söyliyemiyeceğim sırf beraber paylaşmak adına Scubadving'e benimle başladı diyebilirim. Sonrasında yavaş yavaş sevmeye başladı. Dediğim gibi ben sualtını çok sevenlerden olduğum için film bana daha güzel geldi. Ama eşim izlerken bir ara bayağı gerildi neden diye sorduğumda Yusuf hoca bizi Kaş'da  bir vadiye götürmüştü. Uzaydaymışız gibi havada kaldığımız vadiye giderken,  eşim bize belli etmemişti ama akıntı onu bayağı zorlamıştı. Sanırım filmi izlerken o an yaşadıkları aklına geldi ve biraz daha fazla gerildi :)

Gelelim yüzeysel olarak Film'in konusuna ;

Film'in ana karakterleri usta mağara dalgıçı Frank Mc Guire ,usta dalgıç'ın oğlu Josh , ve araştırmanın finansörü Carl Hurley,Carl'ın kız arkadaşı ve araştırma ;ekibi... Güney Pasifik'teki Esa-ala Mağaralarında aylardır su altı kazı çalışması yürütmektedirler.Dünyanın en karmaşık tünel sistemine sahip  mağarada tropikal bir fırtına yüzünden sıkışıp kalmışlardır. Ekibin lideri olan Frank denize açılan bir çıkış olduğuna inanmaktadır ve bu çıkışı bulmaya çalışırlarken liderlik, insan zekası , doğanın izlerini okuma  gibi olguların önemi  filmde ön plana çıkarken . Şiddetli sular, çıkışı olmayan tüneller, ekip'in başına gelenler, azalan erzak ve ekipmanlar  kaçınılmaz son ...Kurtulmak mümkün müdür? Yoksa ölüm onları ziyarete gelinceye kadar mağarada hapis mi kalacaklardır.

Kesinlikle evde izlenmeyecek bir film 3D olarak sinemada izlenmesi gerekir ...İyi seyirler








16 Şubat 2011 Çarşamba

Şebnem Ferah Aşk Tesadüfleri Sever Flim Müzikleri

AŞK TESADÜFLERİ SEVER

                                                    AŞK TESADÜFLERİ SEVER


Aşk tesadüfleri sever ,gerçekten Türk filmleri içinde son dönemdeki abidik gubidik filmlere göre oldukça  başarılıydı .Söz konusu Türk filmi olunca destek için sinemaya gitmeye çalışanlardanız .Sevgililer gününde ise bu filmi izlemek için sinemaya gittik doğru bir seçimiydi bilemiyorum :).Çünkü ağlamaktan içimiz kıyıldı ben bi taraftan eşim bi taraftan ağla ağla bir hal olduk  .Çıktığımızda  ağlamaktan gözümdeki rimel ve göz kalemi göz yaşlarım sayesinde  tek vücüt olmuş  akmış ve sonuç panda gibi olmuştum :) .

Severiz biz böyle hikayeleri Türk'üz var kanımızda bi arabesklik ,göz yaşı oldu mu aşk da varsa hele birde imkansızlıklar tam bizliktir.Konuyu burdan anlatmak olmaz gidin izleyin derim .Hikayesi ,kurgusu,çekimler ve müzikler oldukça başarılı .İzlenmeli diyorum .


Diğer taraftan bu sadece benim düşüncem algılayışım olabilir ; yine bir konu alıntısı olmuş gibime geldi .Ben bu filmi izlediğimde direkt İnternetde ve emailerle bi dönem dolaşan  bir klip gözümün önüne geldi.o klipte de müzik ve hikaye kurgusu çok iyiydi .İzleken ne bileyim o japon klip aklıma geldi :) İzleyenler mutlaka hatırlar izlemeyenler ise http://www.izlesene.com/video/fotografc%20ierkekkuaforkizinaskijapondegilkor/1213775 bu linkten izleyebilirler. Sonuç olarak sezarın hakkı sezara Mehmet Günsur 'un hakkı yerli oscara :) Adam bu kadar mı iyi oynar söyelecek söz bulamıyorum kısaca mükemmeldi .Şimdi izlemeyenler olduğu için anlatamıyorum ama günboyu hastahanelerde çalışan biri olarak ben gözlemlesem ancak bu kadar olurdu :) mimikleri, attığı  adımları, kesik  öksürüğü  ,bakışı herşeyi on numaraydı :) Sevgili Belçim bilgin'de bu film sayesinde Yılmaz Erdoğan'ın eşi rolünden sempatik ve güzel oyunculuğa terfi etmiş  bence.  Ne dersiniz? İzleyin ve sonrasında benzerlik var mı diye  buradan yorumlarınızı paylaşın tartışalım ;))

İyi seyirler

13 Şubat 2011 Pazar

AşK


                                                                    AşK'ın son hali


Yazının rengide konu başlığına uygun olsun değil mi? Sevgililer günü dayatması altında yılda bir olsa da  heryerde AŞK ve kırmızı kalpler var.Ve bundan dolayı çok mutluyun . Ben her türlü seramoniyi seven biriyim bana göre 365 gün kutlanmaya değer . Doğum günleri , evlilik yıl dönümleri ,tanışma ay ve yıl dönümleri , ilk iş, ilk maaş,doğum ,diş buğdayı , tay tay durdu günü , yani kısacası coca cola gibiyim her şeyin kutlanması gerektiğine inanıyorum .Kutlamalar insanların farklılıklarını kaldırır ortak bir amaç doğrultusunda bir araya getirir ne renk kalır ne dil ne din herkes bir olur bu yeri gelir sevgililer günü olur yeri gelir yıl başı olur kısaca bu anlarda herkes bir yürek olur.

Yukarıda fotoğrafta görüldüğü  gibi bu da bizim AşK'ımızın son hali  yani Evlendik  :) 4 yıldır birlikteyiz ve bunun 2,5 yılı imzalı bir aşk halinde geçiyor ...:) Zaman zamanAşK nedir diye konuşurken bende herkes kadar yorum yapmış bilip bilmeden hummalı tartışmalara girmişimdir.AşK şudur, budur, bu olmalıdır, bu olmamalıdır demişimdir. Ama şuanda katlanan ,şekil değiştiren , çikolata ve vanilya kokan,güven dolu ,sıcak , huzurlu bir AşK içerisindeyken AşK nedir dense ? Kaparım gözümü başlarım sıralamaya



AşK sevgililer gününü beklemeden  hediye almaktır.
AşK sevgililer gününü beklemeden  yemeğe çıkmaktır.
AşK sevgililer gününü beklemeden sevgi sözcüklerini sıralamaktır.
AşK sevgililer gününü beklemeden küçük tatil kaçamakları yapmaktır.
AşK sevgililer gününü beklemeden süpriz yapmaktır.


AşK nöbet tutarken yanında olmaktır.
AşK hasta olduğunda sana hazır çorba yapmasıdır.
AşK pazar sabahı süpriz hazırlanmış kahvaltı sofrasında prenses gibi salınmaktır.
AşK sen çalışırken seninle hastahane hastahane yanında olup destek olmaktır.
AşK  işi dolayısı ile şehir değiştirirken haritada neresi olduğu mühim olmadan onunla gitmektir.
AşK  pazar günü herkes dışarıda olurken o filmlerini okurken yanında kitap okumaktır.
AşK  senin arkadaşını sevmediği halde ses çıkarmamasıdır.
AşK  onun arkadaşını sevmediğin halde hizmet etmektir.
AşK  birken iki olmaktır.
AşK  ona güvenip tek başına herkese kafa tutmaktır.
AşK kurufasülyeden nefret ettiğin halde ona pişirmektir.
AşK  rüyanda kabus görüp uyanıp yanında olduğunu görünce rahat nefes alıp uyumaktır.
AşK  kariyer beklentini hiçe saymaktır.
AşK  ona benzeyeceğini düşündüğün miniğin annesi babası olmaktır.
AşK  seni mutlu etmek adına  çırpınmaktır.
AşK  sevgi dolu gözlerle bakmaktır.
AşK  buselerle uyandırılmaktır.
AşK  sırtını kaşıyarak uyutulmaktır.
AşK  tavlada bilerek yenilmektir.
AşK  kahkahalarla dart oynamaktır.
AşK  scrabble oynarken hile yapmaktır.
AşK uzun tatil planları yapmaktır.
AşK  balayında sırt çantasını takıp onun hayalini gerçekleştirebilmektir.
AşK  senin sağlığını kendisininkinden fazla düşünmesidir.
AşK  onun için yemek pişirmektir.
AşK birlikte yaşlanmaktır.
AşK vsvsvsvsvsvsvsvsvsvsvsvsv......
AşK odur budur yada şudur ama bizimkisi bir güne yada buraya sığmayacak durumda herşeydir ...



                        Herşeyimsin bir tanem sevgiler günümüz kutlu olsun.



Atıştırmalık Un Kurabiyesi


ATIŞTIRMALIK UN KURABİYESİ
Un kurabiyesi nedense bana  çok zor gelmişti taki kendim yapana kadar. Yapımı oldukça kolay sık yapılabilir bir  kurabiye. Görünümü sert ama ilk ısırışta  kendini tarumar edercesine ağzınızda dağılıyor:)
hemen malzemelerine geçelim.


Malzemeler.
250 gr margarin diyor ama ben tereyağ kullanıyorum.
200 gr pudra şeker
3.5 su bardağı un
2 yemek kaşığı badem (soyulmuş)
kurabiye adeti kadar karanfil

Yapılışı .
Oda sıcaklığında yumaşamış terayağını derin bir  kaba alın , pudra şekerini de ekleyip karıştırın. Bu arada bir püf noktası var unu azar azar ilave ediyoruz. En az 9-10 dakika hamurumuz bembeyaz oluncaya kadar yoğuruyoruz. Ele yapışmayan bir hamur elde etmemiz lazım. Hamuru çok eğlenceli böyle köpükmüş gibi hissettiriyor. Hafifmiş gibi bir hissi var . Hamur kulak memesi kıvamında olduğunda ikiye bölüyoruz. Kulak memesi kıvamı diyoruz ama bu olay çok garip geliyor sanırım sadece alışkanlık!  çünkü  bazı insanların kulak memesi böyle minicik ve sert. O yüzden eline aldığınızda elinize yapışmıyor ve doygun bir yumuşaklıkta ise istenilen o yumuşaklık. İçimde kalmıştı bu konuya da açıklık getirmiş oldum. Devam edelim istersek kakao ekleyerek kakaolu un kurabiyeside yapabiliriz. Amaaa... bence un kurabiyesi bembeyaz olmalı :)

Çocukluğumda pastanelerde böyle kocaman üzeri çizikler olan un kurabiyelerini görünce çok sevinir annemden almasını  isterdim. Aldığında ise sadece bir iki ısırır bırakırdım doygunluk gelirdi. Nedenini yeni anlıyorum  250 gr margarin gerçekten fazla bir miktar o yüzden yılda bir iki yada özel bir misafiriniz için  yapılsa sağlık açısından daha iyi olabilir. Ben bu kurabiyeyi çocukluğumda bitiremediğim için küçük  toplar halinde yapmayı tercih ettim. Aslında becerebilseydim  armut şeklinde yapacaktım ama gece saat 01.00 civarı yaptığım için uğraşamadım .

Hamuru ikiye bölmüştük ya elinizde yada masanın üzerinde bu ikiye bölününen hamurları kendi içinde de ikiye üçe bölelelim  ve rulo haline getirip belli aralıklarla kesip elimizde ya benim gibi yuvarlayıp şekle sokalım yada becerebiliyorsanız armut  şekline getirelim .Elma yada armut şeklindeki hamurlarınıza sap görüntüsü versin diye üzerlerine karanfilleri saplayalım.

Kurabiyelerin kendisi yağlı olduğu için tekrar tepsiyi yağlamaya gerek yok ama ben rahat çıkarmak için yağlı kağıt serip üzerine aralıklarla yerleştirdim. 10 dakika önceden ısıttığım fırını 175 dereceye ayarlayıp 15 dakika üzeri hafif pembiş oluncaya kadar pişirdim. Bekletmeden çıkardım. Hamur yağlı olduğu için kendi sıcaklığı ile pişmeye devam eder. Hafif ılıkken  pudra şekeri serpip servise hazır hale getirebiliriz. Bir dahaki sefere yarısını  glazür çikolataya batırıp dondurmayı düşünüyorum .Çok güzel bir görüntü olacağı kesin.
Afffiyet olsun .


 

Gezdim-Pişirdim-Yazdım Template by Ipietoon Cute Blog Design